Johan Karremans ve meslektaşlarının Hollanda’da yaptıkları araştırma, karşı cinsiyetle kurulan etkileşimin bilişsel fonksiyonlarda geçici bir düşüşe neden olduğunu ortaya çıkardı.
Yapılan iki çalışmada, katılımcılar ya aynı ya da karşı cinsten bir kişiyle etkileşime girdi (aynı ortamda vakit geçirdi). Ve hem bunun öncesinde hem de sonrasında kendilerinden bilişsel bir görevi (cognitive task) tamamlamaları istendi.
İlk çalışmada 40 erkek katılımcı, aynı cinsiyete nazaran karşı cinsiyetle olan etkileşimleri sonucunda bilişsel görevlerinde (işler belleğin-working memory- sürekli güncelleşmesini gerektirir) daha kötü bir performans gösterdiler. İlginç olan şu ki bu etki, katılımcının bekar ya da romantik ilişkiye sahip olmasından bağımsızdı. Ayrıca katılımcı, karşı cinsten daha çok etkilendiğinde bu etkinin gücü de aynı doğrultuda artıyordu.
İkinci çalışmada, araştırmacılar etkileşimler için bir grup (ilk çalısmadaki gibi) kullanmadı. Onun yerine birbiriyle etkileşimi olan 53 erkek ve 58 kadından oluşan üniversite öğrencileri katılımcı olarak belirlendi. Erkekler bu kez de görev-değiştirme (task-switching) ve ketleme (inhibition) gerektiren daha yüksek bilişsel görevlerin performanslarında azalma gösterdiler. Bununla beraber erkekler, aynı cinsiyetle etkileşime göre karma cinsiyetle olan etkileşimlerinde daha yüksek seviyede izlenim idaresi (impression management) gösterdiler (insanları etkilemek için gösterilen bilinçli/bilinçsiz çaba).
Şunu da eklemek gerekir ki; kadınların ancak karşı taraf üzerinde etki bırakmak istediklerinde, karma cinsiyet etkileşimlerinden sonra bilişsel performanslarında azalma gözlendi.
Tüm bu sonuçlar, karma etkileşimlerde bir faktörün bilişsel fonksiyonları azaltan etkiye sahip olduğunu öne sürmekte. Fakat asıl merak konusu bu etkiye neden olan şeyin ne olduğu.
Araştırmacılar bu etkinin belki de karşı cinse olan öz-sunum (self-presentation) endişeleri nedeniyle gerçekleşebileceğini öne sürüyor. Çünkü izlenim idaresi kolay birşey değildir (sürekli kontrol etme ve buna uygun davranma için dikkatli bilişsel kontrol gerektirir). Çok efor gerektirip, bilişsellik isteyebilir. Böylece bireyin bilişsel kaynakları tükenir ve etkileşim sonucu bilişsel performansında azalma olabilir.
Bu etkinin kadınlara kıyasla neden erkekler için daha çok vurgulandığına gelince, uzmanlar şunu söylüyor: “Eşleşme-oyunu (mating-game) bakımından, erkekler kadınlara göre karşı cins etkileşimlerini daha fazla dikkate alırlar. ” ve bu sebeple, “karşı cins üzerinde etki bırakmak için daha çok efor sarfederler.”
Araştırmacılar alternatif bir açıklama daha sundular; geleneksel cinsiyet rolleri, erkeklerin karşı cinsle olan ilişkilerinde teşebbüsü başlatan olması gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle erkekler bu beklentiler doğrultusunda daha fazla bilişsel kaynak kullanıyor olabilir.
Çeviri: ruhdoktoru.com
Kaynak: Journal of Experimental Social Psychology
Marcus Buckingham ve Curt Coffman’ın yazarlığını yaptığı ve çok satanlar arasında yer alan 
İlk sekiz sorunun, işin sonuçlarıyla (üretkenlik, karlılık, elde tutma ve müşteri memnuniyeti) güçlü ilişkileri vardır. Diğer bir ilginç çalışma sonucuna göre ise insanların çalıştığı yerle ilgili fikrini şirketin genelinden ziyade birebir muhatap olduğu patronu belirliyor. Bundan dolayı çalışanların doğrudan yöneticisi en kritik unsurdur- para, fayda, ek gelir ya da en tepedeki karizmatik liderden de öte.
Konu beslenmeye geldiğinde herşeyin kalorilerle ilgili olduğu düşüncesine kapılabilirsiniz. Sadece bel ve kalçanızı ölçüyorsanız bu fikir doğru olabilir.
Hücre zarındaki yağ asitleri beslenme yoluyla belli periodlarda yenilenmelidir. Ve bu dengeyi kurmak zordur. Omega-3, omega-6 denilen gerekli olan diğer bir grup yağlarla hassas bir denge içinde var olur.
Ulusal Sağlık Enstitüsü’nden psikiyatrist Joseph Hibbeln, beslenmedeki yüksek miktardaki omega-6’nın A.B.D’nin karşı karşıya olduğu en önemli sağlık problemlerinden biri olduğunu söylüyor.
Psikolojik olarak önemli bütün dürtü ve amaçlar 16 evrensel yaşam dürtüleri kombinasyonuna indirildi (
İlgisizlik. İlkçağlardan beri her eğitimci filozof, insanın öğrenmek için doğal bir merak ve bundan zevk alma kapasitesiyle doğdunu söyler. Ama tümü yanılır. Gerçek şu ki, öğrencilerin kısıtlandıklarında çığlık atmadan ne kadar dayanabilecekleri büyük ölçüde değişiklik gösterir. Ve onlar, eğitim kitapları hususunda doğuştan meraksız olduklarını düşünmekten nefret ederler. Bir orta okul öğrencisi: ”Neden birşeyi öğrenmek zorunda olduğumda kullanabileceğim bir hap icat etmiyorlar? diye soruyor. Bu öğrenciler, entelektüel aktivitelerden, teorilerden ve soyutlamalardan sıkılırlar. Ebeveynler ve öğretmenlerin bu öğrencilere bazı dışsal teşvik ediciler kullanmaları gerekir. Madem ki derin düşünme birçok meslek için gerekli değildir, bu öğrenciler okuldan ziyade hayatta pek çok şey başarabilir.
Kendinizi stresli mi hissediyorsunuz? O halde limon, mango, lavanta ya da diğer güzel kokulu bitkileri koklamayı deneyin. Japonyadaki bilim adamları sunulan ilk bilimsel kanıtlarla, bazı kokuları tenefüs etmenin gen aktivitesini ve kanın kimyasını değiştirdiğini ve bu durumun da stress seviyesini düşürdüğünü buldu.
Bizim kültürümüzde de eskiden beri güzel kokular ve yağlar önemli bir yere sahiptir. Akıl hastalarının tedavisi hususunda Evliya Çelebi bir örnek olarak şu bilgileri verir. “Yapılışından birbuçuk asır sonra Edirne’de II. Bayezid tarafından tesis edilmiş bulunan vakıf hastahanenin akıl ve ruh hastalarına mahsus bimârhane kısmını gezen Evliya Çelebi burada çiçek yetiştirilerek, onların güzelliği ve kokusuyla hastaların tedavi edildiğinden, bu maksatla bilhassa lâle, sümbül, reyhan, karanfil, nesrin, yasemin, deveboynu çiçeklerinin kullanıldığından… çok iyi netice verdiğinden ” bahsetmektedir.
Mikro yüz ifadesi, duygularımızı bastırmaya ve saklamaya çalıştığımız zaman oluşan kısa süreli bir yüz ifadesidir. Eğer bastırma işlemi tamamen yapılamıyorsa, duygular yüzde hızlı bir şekilde belirir. Bazen bu olay, saniyenin 1/125’i kadar kısa bir süre içinde gerçekleşir. Çoğumuz bu ani yüz ifadesini kaçırmamıza rağmen, eğitim alarak %85 oranında mikro ifade tanıma işlemi geliştirilebiliyor (
Son zamanlardaki ” Lie to Me” adlı TV dizisinde, uygun bir mikro yüz ifadesi ortaya çıktığında dizideki karakterler anında şu tepkiyi veriyor: “Yalan söylüyor!”. Ne yazık ki bu durum, yalanı algılamanın kolay olduğunu düşünmemize neden oluyor. Uzman yalan saptayıcıları bu işin böyle olmadığını söylüyor. Uzmanlar mikro ifadeyi (yani diğer ipuçlarını) birşeylerin ters olduğuna gösterge olarak kullanır. Ve birine yalancı demeden önce daha fazla bilgi elde etmeye çalışırlar.

Dünya genelinde çok sayıda psikanalitik organizasyonu vardır. Bunların en prestijlilerinden biri Uluslararası Psikanaliz Derneği diğeri de Amerika’daki Amerikan Psikanalitik Derneği (apsa.org)’dir.
Bebeğinizin zeki olmasını ister misiniz? Ya da spor dallarında başarılı olmasını? Yapılan birçok çalışma balık yağı tüketiminin size yardımcı olacağını gösteriyor. Bonus olarak, bebeklerin görüş keskinliği de artıyor!
Bu da doğal yollarla beslenmenin genellikle en iyi yol olmasına rağmen, gebelikte balık yerine balık yağı tüketilmesinin daha iyi olabileceğini gösteriyor. Ayrıca daha akıllı bebekler için, balık yağı (günde 4 gm) kullanımı gebelikte güvenli olarak gösterildi.

Sigarayı bırakmak ister misiniz? O halde çikolata yemeyi alışkanlık haline getirin! Ya da en azından sizin için en cazip yiyeceklere karşı biraz hoşgörülü olun. Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırmacılar Shmueli ve Prochaska yeni bir çalışmayla birkerede birden fazla sağlıklı yaşam davranışını kazanmanın iyi bir fikir olmadığını gösterdi.
Bu irade testinden sonra katılımcılar on dakika ara verdi ve araştırmacıların önceden belirledikleri, deneyin ikinci safhası başlamış oldu. Katılımcılar bu ara esnasında koridorda ya da dışarıda beklediler.
Sonuç: hayatınızda zor bir değişiklik yapmak için uğraşıyorsanız, sizin için önemli olan konular için enerjinizi saklayın. Eğer hem sigara hem de şekerli yiyecekler sizi çağırıyorsa, sizden müsamaha isteyen şekere izin verin. Bu alışkanlığı sonra da bırakabilirsiniz. Ya da yapılan çalışmaları temel alarak şunları söyleyebiliriz: 
Son Yorumlar