Gönderen: Ruhdoktoru | Eylül 27, 2011

House & Psikoloji

House hem ülkemizde hem de yurtdışında yayınlanan oldukça popüler bir dizi. Ve her gecen gün izleyici kitlesini daha da artırmakta. Hugh Laurie’nin canlandırdığı Dr. House karakteri şüphesiz ki son derece ilginç, eğlenceli ve hazımsız! House sık sık başvurduğu alaycı ve kurnaz tavırlarıyla oldukça gizemli. Gerçek karakterini ve amaçlarını anlamak bir hayli zor, çünkü onları yerine getirmek için ortaya çıkan duyguları ve inandığı şeyler çoğunlukla sahte.

Yine de onu anlamak imkânsız değil

House’un bazı ihtilaflarını gördüğümüz spesifik bir alana yönelelim. Yapacağımız bu ayırım House’u “iyi” ya da “kötü” (sevecen ya da itici) görmekten daha farkli bir boyutta olacak. Şunu da hatırlatalım ki House fanlarına oldukça yakınız.

Bazı bilimsel olmayan araştırmalara (arkadaş ve Google sorgulama) bakacak olursak: insanların çoğu için House, psikologların “narsis” diye adlandırdığı kişilik tipini simgeliyor. Kişiliği; kibir ve kendine aşırı güvenme gibi kavramları barındıran narsisizme oldukça yakın. Fakat bu kavramlar tam olarak resmin bütününü ve narsistik kişiliğin kompleks yapısını bize yansıtmıyor.

Narsisler kendi şişirilmiş öz-değerlerine karşın diğerlerine karşı empatide yoksundurlar. Sürekli diğerleri tarafından kendilerine hayranlık duyulmasını isterler. Kendi çıkarları, öz-değerleri ve bencil amaçları için çevresindeki insanları kullanma eğilimindedirler (Campbell, Brunell, & Finkel, 2006). Temelde House küstah, sömürücü, duygusuz ve kibirli davrandığında narsistik bir karakteri canlandırıyor.

Yani House narsis mi?

Daha önceki bir yazımızda narsisizmi ayrıntılı ele almistik. Narsisizmin temel özelliklerini tekrar hatırlayacak olursak:

  • Üstünlük hissi
  • Diğerlerine karşı empatide yoksunluk
  • Abartılı bir öz-değer duygusu
  • Makyavelcilik (kendi hedefleri ve benlik saygısına ulaşmak için diğerlerini araç olarak kullanma)

Üstünlük hissi. Evet. House daha iyi hisseder, daha eşsizdir ve çevresindekilerden daha fazla kendi isteklerini yerine getirme hakkına sahiptir. Sezon 7’ye başlarken bu açıdan bazı gelişmeler olsa da, House’un daha çok uzun yolu olduğu fikrine herkes katılacaktır.

Diğerlerine karşı empatide yoksunluk. Evet. Aynı şekilde bu alanda da kazanımları olmasına rağmen (kısmen Cuddy ile olan romantik ilişkisinin ve Wilson’un kız arkadaşı Amber’in ölümünün etkisiyle) House hala çevresindekilere karşı endişelenme konusunda yoksundur.

Kalan iki madde biraz çelişkili gözüküyor. House öz-benliğinin peşine ısrarla düşüyor mu? Bazılarının düşündüğünün aksine aslında bu sorunun yanıtı “hayır”. Çoğukez House’un asıl amacının yapbozu (gizemli hastalıklar) çözme arzusu olduğunu görürüz. Sık sık olay onun tekeli altındadır, öz-benliğiyle ilgili çaba göstermez. O, psikologların dediği gibi yapbozun cazibesinden doğan “içsel motivasyona” sahiptir. Yani şu anlama geliyor: yapboz şeklindeki olayları çözerken bunu kendi özsaygısı için yapmıyor (en azından bilinçli olarak bunu amaçlamıyor). House’un Makyavelliği de temelde ayni fikirden kaynaklanıyor. Genelde insanları kullanmasının nedeni psikolojik değil, pragmatik.

Sonuç olarak: biri eğer House’un narsistik eğilimler gösterdiğini iddia ederse buna katılmayabiliriz (en azından tamamen). Fakat eğer birileri bunda ısrar ederse ve onu narsis olarak nitelendirse tablo biraz daha bulanıklaşır. Gerçek şu ki narsizm süreklilikle ölçülür, yani ‘ya hep ya hiç’le var olmaz.

House muhtemelen narsisizm ölçen popüler Narsistik Kişilik Envanterinden (NPI; Raskin & Terry, 1979) iyi puan alır. Fakat o kimi yönden narsis, kimi yönden değildir. Çok sık karşılaştığımız gibi House da tek bir kavram ve kategori için uygun değildir. O, olağanüstü kompleks bir karakter. Sizin (House’un söylemekten çekinmediği gibi) onunla başa çıkması gerek.

Kaynak: PsychologyToday

Ted Cascio (House & Psychology editörü)

Çeviri: ruhdoktoru.com


Responses

  1. Yazınızı çok beğendim Melek Hanım. House dizisini bir ara fazlaca izlemiştim (o kadar ki hiç kalmadan arka arkaya on bölüm izlemişliğim var).Bence bu diziyi cazibedar yapan baş rol oyuncusunun özgün bir karakter kurgusu üzerine oturtulmuş olması.Narsistik bir kişilk profili olarak üstün, herkese dediğini yaptıran ve olayların seyrini kontrol eden biri gibi duruyor olabilir ama diğer dizilerden farklı olarak beden güzelliğinden ziyade çözülemez zannedilen kişiliği ön planda olan, çok da genç görünmeyen, topallayan, geçmişinde başarısız ilişkileri olan, mesleğinde otorite olsa dahi insanlarla ilişkilerini o kadar da idare edemeyen bir persona sergiliyor. Ama yine de olaylara sıradışı yaklaşıp son anda işi halleden ve mesele bittiğinde herkesin kendine bir ders çıkarıp, sevilmiyor gibi gözükse dahi insanları cezbetmeyi başarması ilgi çekici. Teşekkürler.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: